Sevme Biçimleri

Sevgi deyip geçmemek gerek. Kültürlere göre, zamana göre sevme biçimleri vardır. Her insanın sevmesi farklıdır, herkesin sevgisini anlatma şekli de… Günümüzde başka bir şeye evrildi sevgi. Eskinin zarif sevme üslubu yerini “kankalık”lara, “aşkım”lara bıraktı.

Şimdilerde sevgisizlik sertleştirdi yüz hatlarımızı. Çatıklaştı kaşlarımız, azaldı tahammülümüz, çoğaldı hoyratlığımız. Oysa ne güzel severdik biz eskiden. Komşusu aç olan tok yatamazdı. Komşuda pişer, bize de düşerdi. Bir elin nesi var, iki elin sesi vardı; bir elin verdiğini bir el görmezdi.

İnsan bazen en yetkin olduğu zamanda en yetersiz hissedebiliyor kendini. Her insanın zayıf ve güçlü yanları, zamanları olabiliyor. Tam da burada güzel sevmeler devreye giriyor işte. Zayıfladığı anda hani tam düşecekken el vermek, tutup kaldırmak, tam zararlı alışkanlığın kucağına yuvarlanacakken sevgiyle sarıp sarmalamak, yaralarına şifa olmak, bir yaşlıya el uzatmak, bir çocuğun başını okşamak, sevgimizle birbirimizin yaşam sevincini artırmak… 

Rahmetli anneannem “Evladım, ben sana gülle dokunmaya kıyamam.” derdi. Hani şu kıyamamak var ya, sevginin bir başka tezahürü. İnsan sevdiğine kıyamaz; onu esirger, kollar; sadece o olduğu için sever, değer verir, incitmez, acılarını paylaşır, sevinçlerini çoğaltır.  Kalmadı bir başkasına değer vermek, sevgi göstermek artık. Hep diğerleri kötü, biz iyiyiz. Hep bana hep bana, ellere var da bize yok mu? Hep komşunun tavuğu…  

Gelin çıkalım bu tatsız tuzsuz oyundan. Samimice, öylece sevelim, olduğu gibi çevremizdekilerin içindeki cevheri. Koşulsuz, yargısız, ayırmadan kendimiz gibi, birleşip bir olalım; bir bütünün vazgeçilmez parçası olalım, birimiz eksikse hepimiz eksik olacağız, bunu anlayalım. Öyle yağmurlu bir günde şemsiyesini tutmak sevgiyle sevdiklerimizin, sevgiyle büyümek, çoğalmak, başarılarını paylaşmak, gelişimine alan açmak… Ne bileyim zor bazen sevgiyi anlatmak. 

 


İlginizi Çekebilir

Eskilerden Bir Nota

Tennur BAYDEMİR

Petra

Sonay SALMAN