Buzağı
benim için her yer aynı
nereye gidersem gideyim
peşimde getiririm yalnızlığı
kimse de sormaz bu yamayı
sabah olur, güneş sokak lambasına takılı
bir kez uyuyarak getiremedim sabahı
içimde oturan öküzlerin yavrusu buzağı
o bile kaldıramaz bu sızıyı
insanlar gelir insanlar gider
her geçişte ruhundan bir parça alırlar
birikir ceplerine benliğimden her biri zerre
izler dururum sadece
binlerce kişi geçti yanımdan
bilhassa onlarcası sol yanımdan
hepsi parçalaya parçalaya
bırakmadı benden bir parça bana
ben kendimden vermeyi çok sevdim
bin parçalık yapboz gibi kendimi pay ettim
ben bana lazım değil miydim
kendimi bulamadan başkalarına kaybettim
şimdi solumda onlarca eksik parça
yeller esen yüreğimde sabahlıyorum
içimdeki buzağıya ne yaparsam yapayım
bir türlü onu doyuramıyorum