Sadece Örgü Müdür?

Örgü, ilk bakışta basit bir el işi gibi görülür. Oysaki atılan her ilmek, sessiz bir anlatıdır aslında.

Kelimelere dökülemeyen hislerin, düşüncelerin, zamana dirençli bir biçimde ipliğe düğümlenmiş hâlidir.

Kimi zaman annenin dizinin dibinde bir ritüeldir. İç sıkıntısının ilacıdır. Her tığın, her şişin hareketinde kalbin ritmi vardır. Düzenli, sabırlı, kararlı…

Günümüzde bilim insanları, örgünün insan zihnini ve ruhunu derinden etkileyen bir olgu olduğunu söylüyorlar.

Oxford üniversitesinde yapılan araştırmada, örgü örmenin kalp ritmini yavaşlattığını, kaygı seviyesini düşürdüğünü ve tıpkı meditasyon gibi  beyinde sakinlik yarattığını savunuyorlar.

Bazı bilim insanları da örgüyü hareket hâlindeki farkındalık olarak tanımlamışlar (zihnin ve elin uyum içinde çalıştığı, kişiyi anda tutan bir terapi biçimi).

Fakat şu da bir gerçek, benim anneannem, onun anneannesi, onun anneannesi yani Anadolu kadını bu bilimi kitaplardan değil, sezgisel olarak özden biliyorlardı.

“Örerim, rahatlarım.” derlerdi. Çünkü örmek, onun için sustuğunda konuşmanın bir yoluydu. Bir nevi düşünce günlüğü, kalem yerine şiş, defter yerine ip. İkisi bir araya geldiğinde, kadının elleri sessizce çalışır. Örerken soğuğu örter, yokluğu örter, bazen de gönlünü örter. 

İpin yanı sıra anlamla da örülür. O zaman  sadece eller değil, ruhta çalışır. 

Her ilmeğinde bir dua, her modelinde bir hikâye saklanır. Bu hikâyeler, kimi yokluktan doğmuş kimi sevgiden kimi bekleyişten. Fakat hepsinde de aynı iz vardır, kadının üretme gücü.

Bu gücü kullanırken sadece bir giysi veya herhangi bir eşya değil, bir kültürü, bir hafızayı, var olan bir bilgeliği de modeller sayesinde geleceğe taşır. Her model kendi hikâyesini fısıldar duymasını bilene.

Belki de o yüzden örgü, zamana karşı kadının en yumuşak direnişidir. Çünkü her ilmekte biraz geçmiş biraz gelecek ama en çokta sevgi vardır.

 

                     


İlginizi Çekebilir

An

Nurşah ERDEM

Evlilik Cüzdanı

Nilüfer GÖĞEBAKAN

Cambaz

Merve BİRBİR