Tek Soru
Rüzgârların fısıldadığı bir şarkı gibisin kulağımda; bazen hüzünlü, bazen acı, bazen neşeli… Sen hangisisin?
Senden gelen hatıralardan mı yoksa dalgaların coşkusundan mı, neşeyle dolar içim sebepsizce bazen ve yine bazen sen benimle sohbet edersin gülerek, ağlayarak, kâh kalkıp kâh oturarak, yine neşeli, yine hareketli; oysa hüzün çöker içime, ben oturur kalırım sen gelince aklıma, neden?..
Senin hareketliliğin beni durdurur, sanki tam bir yere gidecek olurum, karşıma çıkarsın gitme dercesine ya da giderim, neşemin içine girersin, gülme dercesine bakarsın, oysa her şeyde biraz senden bir parça olması beni benden kopartmaz mı seninle buluşturunca?
Dalgaların sesinde rüzgârların ruhunu hissederim ve özlem çekerim içime, kalbim dayanmaz bu sessizliğe, konuşmak isterim karşımda sen varmışçasına neşe ile, oysa yine durdurur beni bir ses, sessizliğin sesi mi var?
Dur dercesine gelir kulağıma fısıltın, “Dur da hasreti hisset, yakında kavuşacağız” dersin ve “Seninle olmak başka kimseyle olmaya benzemiyor” ve bunu duymak, yine beni seninle yapar, sen yokken ve sensizken bir parça eksikse de tamamlanmış mıdır?
Söylesene biz neden ayrıldık?